Yazı Detayı
09 Nisan 2019 - Salı 10:30
 
‘ELEKTRİK YARDIMININ ENERJİ TASARRUFUNA ETKİSİ’
Ömer Çelebi
kahtases@hotmail.com
 
 

Türkiye, perakende elektrik satışında son zamanların en radikal kararını aldı.

 

Geçtiğimiz Ocak ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan Ak Parti grup toplantısında; dar gelirli aileler için elektrik yardımı yapılacağının müjdesini verdi.

 

Ne demişti? ‘Düzenli olarak sosyal yardım alan ihtiyaç sahibi vatandaşlarımız için aylık 150 kWh (KiloVatSaat)’e kadar elektrik tüketimlerini karşılıyoruz.’

 

Bu tüketim miktarına karşılık elektrik yardımı 80 lira bedel demek…

 

Güzel rakam…

 

Hayırlı olsun.

 

Türkiye’de sosyal yardımlaşma vakfına kayıtlı 2 buçuk milyon hane ve 10 milyon kişi düşündüğümüzde yapılacak yardımın ne kadar kapsamlı olduğu anlaşılır.

 

15 Şubat’ta ilk bedeller ödenmeye başlanmış.

 

Bu sabah denk geldi; PTT’de elinde baston, ayakta zor duran, takriben 80 yaşlarında bir amca elinde elektrik faturası ile içeriye girmeye çalışırken yardım edeyim dedim.

 

Yardım edeyim dedim ama elindeki elektrik faturasını görünce de gayr-i ihtiyari olacak herhalde ki: ‘Amca, Tedaş’a gitmelisin’ dedim.

 

Amca benden daha aklı başında çıktı. ‘Biliyorum evlat, şimdi ise elektrik parasını almaya geldim’ deyince jetonum düşüverdi.

 

Meğer amca sosyal yardımlaşma vakfına kayıtlı dar gelirli olduğu için devletin bu lütfûndan yararlanmak istiyor.

 

Amcamız geldi gişeye, fişini verdi ve harcadığı parasını geri alarak evin yolunu tuttu.

 

Konu elektrik olunca tabi ki rahat durmadım ve gişe memuruna uygulama hakkında soru sordum.

 

Eğer bir hane sahibi 90 lira elektrik tüketmişse 80 lirasını devlet karşılıyor yani bir aylık elektrik tüketimi 10 lira oluyor.

 

Eğer 60 lira tüketmişse devlet 60 lirasını karşılıyor geri kalan 20 lirası bütçeye geri iade ediliyor.

 

Peki, bu uygulamada enerji tasarrufu ile ilgili bir ayrıntı var mı?

 

Hayır!

 

Evet, sosyal devlet olma gereği yapılan bu güzel uygulamada enerjinin nasıl da israf edileceğini kimse düşünmemiş.

 

Düşünmemiş çünkü bu yardımı alan bir akrabamla bu konuyu görüştüm. O da diyor ki, eskiden ‘Ufo’yu zorda kalmadıkça açmıyorduk şimdi nasılsa 80 lira devletten geliyor diye coşkuyu veriyoruz!’

 

Enerjide dışa bağımlı bir ülkeyiz.

 

Birincil ve ikincil enerji kaynaklarımızın yüzde 76’sını dışarıya döviz vererek alıyoruz.

 

Yerli ve milli enerjide hedeflenen rakamlara da ulaşmış değiliz.

 

Yenilenebilir enerji kaynaklarımızın potansiyel gücü olmasına rağmen ağır adımlarla ilerliyoruz.

 

Elektrik üretim kaynağında en büyük payı olan doğalgaz ve kömüre durmadan gelen fiyat artışları ve yıllık yaklaşık 8-10 milyar lira enerjinin de israf edildiğini düşünürsek Türkiye’nin hatta dünyanın birincil enerji politikasının enerji verimliliği olduğunu artık biliriz.

 

Türkiye’de enerjinin yüzde 41’i sanayide, yüzde 31 ise evlerimizde tüketiliyor.

 

Ve enerji israfının en çok olduğu yerler kuşkusuz evler... Doğru yöntemlerle enerji verimliliği uygulaması yapılırsa evlerimizde yüzde 30’a yakın enerji tasarrufu yapılma potansiyeli var.

 

Türkiye’deki evlerin yüzde 80’inde yalıtım sisteminin olmadığı gerçeğiyle yola çıkarsak bu tezimizi doğrular nitelikte…

 

Elektrik ve elektronik ev aletlerinin stand-by modu yani uyku halindeki durumundan yıllık 720 milyon israf edildiğini bilirsek enerji tasarrufunun ehemmiyetini pekiştirmiş oluruz.

 

Kısacası siz gece yatağınızda televizyonu fişten çekmekten üşenip kumanda ile kapatırsanız yıllık 720 trilyon israfa sebep oluyorsunuz.

 

İşte gerçek rakamlar üzerinden yola çıktığımızda sosyal yardımlaşma vakfınca verilen 150 kWh yani 80 liralık elektrik yardımı zahiren güzel bir uygulama olsa da enerji tasarrufu yönünden büyük riskleri beraberinde getiriyor.

 

Elektrik faturalarında özel elektrik dağıtım şirketlerin kar marjı olan ‘dağıtım bedeli’nin değişken bir parametre olduğu ve şirketlerin bundan feragat etmeyeceği hususunu da varsayarsak bu bedeller sadece kamu malından karşılanması gerekiyor.

 

Keşke, enerjide tam bağımsız bir ülke olsak da zenginden aldığımız vergi dışarı gitmeden fakirin cebine inse…

 

Keşke…

 

Ancak bu uygulama ile enerjideki vergilerin çoğu döviz olarak dışarıya, azı fakire kalıyor.

 

Bir de üstüne benim akrabamın kaba tabirle dediği ‘ufonun coşkusunu vermeye başladım’ paradoksunu da eklersek durum pek de iyi değil.

 

Yani bundan sonra enerji israfı daha da artacak.

 

Benden söylemesi…   

 
Etiketler: ‘ELEKTRİK, YARDIMININ, ENERJİ, TASARRUFUNA, ETKİSİ’,
Yazarın Diğer Yazıları
18 Nisan 2019
‘İSTANBUL’U KAYBETMEK’
04 Nisan 2019
‘KÜRDLER VE TÜRK SİYASETİ’
28 Mart 2019
‘KÂHTA’DA KİM BAŞKAN OLMALI?’
23 Mart 2019
‘HELLO BROTHER - MERHABA KARDEŞ’
14 Mart 2019
‘KÂHTA’DA AYAKLI GAZETELER’
07 Mart 2019
‘MEHMET METİNER’
24 Şubat 2019
‘KÂHTA’DA ZİHNİYET DEVRİMİ’
18 Aralık 2018
‘Adıyaman’ın Aleyna Tilki ile imtihanı’
10 Aralık 2018
‘Eş Neçar’
14 Kasım 2018
‘Bir öğretmenin veli ile imtihanı’
03 Ekim 2018
‘‘Gereksizse söndür!’
24 Eylül 2018
‘Biz büyüdük ve kirlendi dünya’
14 Ağustos 2018
‘İsraf’
25 Temmuz 2018
‘Safiye İnci’den çıkarttığım dersler’
22 Temmuz 2018
‘Ekonomi sarmalında Türkiye’
25 Mayıs 2018
‘Ekonomiyi düzeltecek formül: İç barış’
09 Mayıs 2018
‘Umre’
20 Nisan 2018
‘Protokol savaşları başlıyor’
29 Mart 2018
‘Geçmişi aramak’
18 Mart 2018
‘Emine kirve’
14 Mart 2018
‘Asıl tehlike: Gençlik’
22 Şubat 2018
‘Taziyelerimiz siyasi propaganda yeri olmasın’
21 Ocak 2018
‘Afrin’de ırkçılığa dikkat!’
02 Ocak 2018
‘Gerger Zazaları’
25 Aralık 2017
‘Filistin meselesinde yapılan hatalar’
13 Aralık 2017
‘Mekke çok mu özgür?’
28 Kasım 2017
‘Kara Cuma değil, kanlı Cuma!’
21 Kasım 2017
‘Kâhta ve sınav merkezi’
16 Kasım 2017
‘Adıyaman bademi büyük rağbet görüyor’
25 Ekim 2017
‘Sözler Köşkü gençleri beni hayrette bıraktı’
05 Ekim 2017
‘Gurbetten Kâhta’ya bakmak’
30 Eylül 2017
‘Referandum meselesi, Kürtler, Türkler, her şey…’
05 Eylül 2017
‘Ömerler iş başına!’
01 Ağustos 2017
‘Kıyafetime karışma-Zulmün adı haşema’
23 Temmuz 2017
15 Temmuz’un öğrettikleri
09 Temmuz 2017
’30. Yılında Nemrut’
29 Haziran 2017
‘Tütün’
20 Haziran 2017
Beşir Derneği hayra vesile oluyor
12 Haziran 2017
İç barışı tesis etmek
09 Mayıs 2017
‘Gençlik çöküyor’
24 Nisan 2017
‘Rakamlarla Türkiye'nin bir günlük elektrik enerjisi’
12 Nisan 2017
‘Protokol savaşları’
10 Nisan 2017
‘Bir Bediüzzaman manifestosu: Zalimler için…’
30 Mart 2017
‘Acı bir soru: Bu şehre yabancı mısınız?’
25 Mart 2017
“Qılavin ve Qereçiler”
14 Mart 2017
‘Baki Serhat Kamış’
03 Mart 2017
‘Depremin hatırlattıkları’
27 Şubat 2017
‘Kâhta’da ruhî bir hastalık: Garaz’
16 Şubat 2017
‘Türkiye’nin tepesinde bir Kâhtalı: Ahmet Aydın’
03 Şubat 2017
‘Bu haftaki hutbenin muhatabı Rtük!’
30 Ocak 2017
‘Diyanetin bu haftaki Cuma hutbesinden yansımalar’
18 Ocak 2017
‘Enerji verimliliği’
03 Ocak 2017
‘Muhammed’in Allah’ına sığınmak’
17 Aralık 2016
“Tereddüt etmeyiniz: Başaramayacaklar!”
24 Kasım 2016
‘Siirt pek konuşulmadı’
16 Kasım 2016
‘Bir şehrin su ile imtihanı’
07 Kasım 2016
‘Kâhta sendromu: Su, so, su da, soda…’
07 Kasım 2016
‘Kâhta sendromu: Su, so, su da, soda…’
01 Kasım 2016
‘Kürt meselesi Osmanlı’nın yıkılışı ve yok edilişidir!’
10 Ekim 2016
“Bunlar dönmedir, dönme!”
05 Ekim 2016
Allah’ın dişleri!
24 Eylül 2016
“Şoförü şemsiye ile dürtmek!”
18 Eylül 2016
“Suriye’de çocuklar çocukça ölüyor”
31 Ağustos 2016
‘Değiştirin artık şu köprü adını’
17 Ağustos 2016
“BİR YİĞİT: NAZİF KAPLAN”
25 Temmuz 2016
Darbe girişiminin sonuçları
18 Temmuz 2016
“KÂHTA’DA DARBE OLUR MU?”
11 Temmuz 2016
Abdullah Yeğin Ağabeyin ardından
04 Temmuz 2016
“Ramazan’ı uğurlarken”
Haber Yazılımı